fbpx

KONTROLLÜ OVARİAN STİMİLASYON

Kontrollü Ovarian Hiperstimülasyon (KOH), yardımla Üreme tedavileri dahilinde overlerden en ideal sayı ve kalite oosit elde etmek amacı ile aynı siklusta çok sayıda follikülün geliştirilmesi tekniğidir.

Tanım olarak ovulasyon indüksiyonundan farkı, multiple follikül gelişiminin hedeflenmesidir. Bu folliküllerden elde edilecek oositler, embriyoloji laboratuvarında hastanın eşine ait spermler ile fertilize edilecek ve geliştirilen embriyolar uterus içerisine yerleştirilecektir. Yardımla üreme teknikleri tedavisinde başarı şansını belirleyen en önemli faktörlerden birisi embriyo kalitesidir. Embriyo kalitesi ise kendisini oluşturacak olan gametlerin kalitesi ile doğrudan ilişkidir. Dolayısıyla tedavide optimal bir başarı elde edebilmek için iyi kalitede ve sayıda oosit elde edilmeli, bu imkanı sağlayacak şekilde bir KOH gerçekleştirilmedir. KOH uygulaması, birbirinden farklı özellikler taşıyan, birden fazla protokol ile gerçekleştirilebilir. İdeal bir KOH uygulaması, her hasta için kendi bireysel özellikleri doğrultusunda planlanmalıdır. Tek bir protokole bağlı kalarak tüm hastalara aynı şablon tedaviyi uygulamak mümkün değildir ve başarıyı kısıtlar. Her olgu için en yüksek başarının elde edilebileceği bir KOH protokolü seçilmelidir.

GONADOTROPİNLERİN KULLANIMI / Follikül Stimülasyonu

KOH uygulamasında temel hedef ekzojen gonadotropinlerin uyarısı ile ideal sayı ve kalite oosit elde edilmesidir. Ekzojen gonadotropin olarak FSH ve HMG preparatları tek başına veya birarada kullanılabilir, yardımcı olarak LH preparatları eklenebilir. Tipik polikistik over özellikleri sergileyen, özellikle bazal incelemede veya overlerin baskılanmasına rağmen yüksek LH düzeyleri saptanan olgularda, yalnızca FSH uyarısı tercih edilmektedir Follikül gelişiminin doz değişikliklerine çok hassas olduğu polikistik over olgularında rekombinant preparatların kullanımı, doz güvenilirliği konusunda önemli avantaj sağlamaktadır. Gonadotropin seçimi güvenilirlik, uzun vadeli riskler, hormon içeriğindeki olası değişkenlikler, uygulama kolaylığı ve fiyat göz önüne alınarak yapılır. KOH için gerekli olan gonadotropin dozunun ayarlanması, iyi bir follikül gelişimi, yeterli sayıda ve ideal kalitede oositler elde edilmesi yönünden büyük önem taşımaktadır.

Başlangıç dozlarının belirlenmesinde dikkate alınması gereken faktörler şu şekilde sıralanabilir:

- Kadın yaşı: Kadında ilerleyen yaş ile birlikte azalan over rezervi ve KOH’a alınan yanıttaki azalma, tedavide başarı şansını olumsuz yönde etkilemektedir. Yaş ile birlikte overlerdeki primordial follikül sayısı azaldığı bilinmektedir. İlerleyen yaş ile birlikte stimülasyon için ihtiyaç duyulan gonadotropin miktarı artmakta, elde edilen matür oosit sayısı azalmaktadır. Yüksek dozda gonadotropin kullanımı ile elde edilen oositlerde çeşitli morfolojik anomaliler dikkati çekmekte ve bu oositlerden elde edilen embriyoların gelişiminde sıkıntılar yaşanmaktadır.

- Ultrasonografi ile belirlenen over rezervi: Overlerin ultrasonografideki görünümü ile indüksiyona verdikleri yanıt arasında bağlantı olduğu, over hacmi veya içerisinde barındırdığı antral follikül sayısı arttıkça over yanıtının arttığı görülmektedir. Bu bilgiler ultrasonografide over rezervini belirleyen bir kriter olarak kullanılmaktadır.

- Bazal FSH ve E2 düzeyleri.

- Antimullerian hormon (AMH) düzeyi : AMH düzeyinin 1.5 ng/ml’nin altında olduğu olgularda over rezervinin düşük olduğu ve yanıtın kısıtlı olacağı öngörülerek doz yüksek tutulmalı, düzeyin 3.3 ng/ml’nin olduğu olgularda ise aşırı yanıt ve OHSS olasılığı göz önünde bulundurularak doz düşük tutulmalıdır.

- Vücut kitle indeksi

- Geçirilmiş over cerrahisi : Overlerin geçirilmiş bir cerrahi nedeni ile kortika doku kaybına uğramış olması follikül havuzunu daraltmakta ve KOH’a düşük yanıt vermesine yol açmaktadır.

- Overlerde yer işgal eden kitle varlığı (endometrioma, kist vb) : Yine over yanıtının kısıtlı olmasına yol açabilir.

- Önceki ovulasyon indüksiyonu veya KOH sonrasında elde edilen yanıt : Hastanın önceki tedavi denemelerinde kullanılan ilaç dozları ve alınan yanıt yeni tedavide yol gösterici olmaktadır.

Başlangıç dozunun belirlenmesi sırasında bu parametrelerin tümü bir arada değerlendirilir.