fbpx
PRP (Trombositten Zengin Plazma) Uygulaması Azalmış Over Rezervi için Yeni Bir Umut Olabilir mi ?
Şubat 12, 2019
Kısırlığın Sinsi Sebebi Op. Dr. Suzan Gençsoy
Şubat 18, 2019

Kanser, Çocuk Sahibi Olmaya Engel Değil!

Kanser, Çocuk Sahibi Olmaya Engel Değil!

Kanser tanısı alan hastaların öncelikle tedaviye ve tedavinin başarısına odaklandıkları bir gerçek. Onkoloji uzmanları ve cerrahlar da kanser tedavisinin planlanmasına yoğunlaştıkları için hasta-doktor görüşmelerinde üreme sağlığının korunması konusu çoğunlukla gündeme gelmiyor. Oysa radyoterapi ve kemoterapi öncesinde uygulanacak bazı yöntemlerle doğurganlığın korunması mümkün! Yeter ki, kanser tedavisine başlanmadan bu yöntemlerden faydalanılabilsin. İstanbul Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi’nden Kadın-Doğum ve Tüp Bebek uzmanı Op. Dr Dr. Aret Kamar, kanser tedavilerinin üreme sağlığına etkilerini, kemoterapi ya da radyoterapi öncesinde doğurganlığın korunmasıyla  ilgili  merak edilenleri anlatıyor:

Kanser günümüzde sıkça rastladığımız problemlerden biri haline gelmiştir.  Stres, sağlıksız beslenme koşulları, gıdalar içindeki koruyucular, sigara kullanımı kanser hastalığının artışındaki başlıca sorumlu etmenlerdir. Ayrıca erken teşhis olanaklarının artması, bireylerin bu konuda takiplerinin yapılması yönünde bilinçlendirilmesi, tıptaki teşhis amaçlı teknolojik gelişmeler giderek artan sayıda erken dönemde tanınmış kanser vakaları ile karşılaşmamıza neden olmaktadır.

Kanserin erken dönemde yakalanması, çoğu zaman şifa ile sonuçlanacak bir süreci ve beraberinde doğurganlığın korunması konusunu da karşımıza getirmektedir. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapi, kadınların yumurtalıkları ile erkeklerin testislerinde, yumurta ve sperm hücrelerini yok etmektedir. Kullanılan doza bağımlı olmakla beraber bazen kalıcı menopoz veya spermlerin tamamen yok olması ile karşı karşıya kalınabilmektedir. Otoriteler 6 kür kemoterapi sonrası 40 yaş altı kadınlarda yüzde 10 – 25, 40 yaş üstündekilerde ise yüzde 90 civarında menopoz, yani yumurtlamanın tamamen kalıcı olarak durmasının söz konusu olabileceğini belirtmektedir. Aynı durum erkekler için de geçerlidir.

EMBRİYO NASIL DONDURULUR?

Doğurganlığın korunması başlığında güncel yaklaşımlar; embriyo dondurma, yumurta dondurma, yumurtalık doku dondurulması, yumurtalık baskılama, yumurtalık transpozisyonu ve  yumurtalık kalkanı şeklindedir. Doğurganlığın korunmasındaki en başarılı yöntem, evli çiftlerde ‘embriyo dondurma’ olarak öne çıkmaktadır. Bu yöntemde kadının yumurtalıkları uyarılmaktadır. Tedavide hormonları belli bir seviyede tutmak için bazı ilaçlar eklenmekte, yumurtalar istenilen boya geldiğinde toplanmaktadır. Erkeğin spermi ile birleştirildikten sonra embriyo oluşumu takip edilmekte ve iyi olan embriyolar dondurularak saklanmaktadır. Evli olmayanlarda ise yumurta dondurma, yumurtalık dokusu dondurma ya da yumurtalıkların tedaviden zarar görmemesi için yapılan yöntemlerden faydalanılmaktadır. Erkeklerde sperm dondurulması kolaydır.

KANSER TEDAVİSİNDE DOĞURGANLIĞIN KORUNMASI

Ülkemizde kanserli hastalarda doğurganlığın korunması konusunda hala yeterli bilinç oluşturulmamıştır. Yumurta ve sperm dokularının saklanması halinde kanser tedavisi bittiğinde kadının yaşı kaç olursa olsun gebe kalma ve çocuk doğurma şansı devam edecektir. Kadınlarda yaşla rahim gebe kalma yeteneğini kaybetmemektedir. Öyle ki; yumurtalar genç yaşta dondurulduğunda, kadın menopoza girmiş olsa bile dondurulmuş yumurta çözülerek sperm ile birleştirilmektedir. Oluşan embriyolar rahim hazırlandıktan sonra yerleştirilip  gebelik elde edilebilmektedir. Erkeklerde sperm elde etmek kolaydır; sadece akla gelmelidir. Kadınlarda yumurtaların alınması, yumurtalıkların uyarılması tedavisi sonrasında yapılabilir. Yumurtalıkların uyarılması için kullanılan ilaçlardan çoğu zaman hormon oluşları nedeni ile korkulduğu için bu tedaviler istenmemekte ve kadının kanser tedavisi sonrası ileride çocuk sahibi olabilme hakkı elinden alınmaktadır.

KADINLARIN DOĞURGANLIK HAKLARI  VE KANSER TEDAVİSİ

Kanserli hastalarda, özellikle de hormon duyarlı genç yaşlardaki meme kanserli vakalarda,  korkmadan bu tedavileri yapmak mümkündür. Standart tedavi dışında, estradiol hormonunun yükselmemesi için bazı ilaçlarla tedavi sırasında destek yapılmaktadır. Bir sürü yumurta büyütüldüğü halde estradiol hormonu normal adet döngüsü sırasındaki seviyelerde tutulmaktadır. Bu şekilde, yumurtalıkların uyarılması için yapılan tedavinin, kansere herhangi bir yan etkisinin olmaması sağlanmaktadır. Yumurtalar büyütüldüğünde, genel anestezi altında toplanıp, dondurularak saklanmaktadır. Kanser tedavisi bitiminde istenildiği zaman kullanılabilmektedir. Böylece kadının doğurganlık hakkı tedaviden etkilenmemiş olmaktadır. Bazen yumurtalıkların uyarılması ve yumurta toplanması için gerekli zaman olmayabilir. Böyle durumlarda yumurtalık dokusu alınarak saklanır. Tedavi bitiminde, yumurtalık dokusu tekrar kadın vücuduna yerleştirilerek çalışır hale getirilir. Bu durumda kadın menopozdan da korunmuş olur.

KADINLARDA 15-20, ERKEKLERDE İSE BİR GÜN YETER!

Doğurganlığın korunması için kullanılan yöntemler ülkemizde  kolaylıkla teknik anlamda yapılabilmektedir. Ancak kanser teşhisi konulduğunda, hem doktor bir an önce tedaviye başlamak, hem de hasta bir an önce kanserli dokudan kurtulmak istemekte ve ilerisini düşünmemektedir.  Bu konuda hastalar kadar kanser tedavisiyle uğraşan doktorların da bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Kanserli hastaların, tedavi bitiminde yaşam standartlarının bozulmaması için sperm ve yumurtalarının tedavi sonrasına kadar saklanmaması önemli bir sağlık problemidir.

Yumurtaların uyarılması, takipler ve yumurtaların toplanması için gereken süre yaklaşık 15 – 20 gündür. Kanser cerrahisi sonrası radyoterapi veya kemoterapi alacak hastaların tedaviye başlama süresi de bu kadardır. Dolayısı ile yumurta toplanması için gereken zaman vardır. Erkeklerde ise durum çok daha kolaydır. Erkeğin bir merkeze başvurup sperm vermesi ve bunların ilerisi için dondurulması bir günlük süreçtir.

İleride tedavi standartları yükseldikçe yumurta ve sperm dondurma konusunda çok daha duyarlı olunacağını tahmin etmekteyiz. Bu zamanla, eğitimlerle, toplumun ve kanser tedavisiyle uğraşan cerrah ve onkologların bilinçlendirilmesi ile daha çok uygulanır olacaktır. Böylelikle kanser tedavisi sonrası başvuran birçok çifte karşı bizler de çaresiz kalmamış olacağız.”